| |
Osteoporoz nedir?
Osteoporoz, kemiklerin kütle kaybetmesine yol açan ve en yaygın görülen
kemik metabolizması hastalığıdır. Kemiklerin kütlesinin azalması kolaylıkla
kırılabilmesine neden olmaktadır. Osteoporoz'un kelime anlamı; Osteo (kemik)
poroz (delikli) kelimelerinin birleşmesinden oluşur, delikli kemik halk
arasında "kemik erimesi" olarak bilinir.
50 yaşın
üzerinde her 8 kişiden 1'inde Osteoporoza bağlı omurga kırığı gelişmekte
olup bu oran yaş ile birlikte artmaktadır. Kalça kırığı, 70 yaşın üzerindeki
her 3 kadından ve her 9 erkekten 1'inde görülen önemli bir sağlık
problemidir. Osteoporotik kırıklar olarak tanımlanan kırıklar, el bileği,
omurga, ve kalça kırıklarıdır.
Osteoporozdan etkilenen insanların % 80'i kadınlardır. Kadınlarda daha sık
rastlanan Romatoid Artrit gibi iltihaplı romatizmaların varlığı yada
kortizon, tiroksin gibi ilaçların kullanımı halinde Osteoporoz riski
artmaktadır.
Kemik yaşam boyu sürekli yapılan, yıkılan canlı bir dokudur. Yaşam süresince
eski kemik yıkılır ve bunun yerini sağlam yeni kemik alır. Kemik bal peteği
görünümünde olup başta kalsiyum olmak üzere önemli mineralleri depolar. 20 -
25 yaşlarına kadar yiyeceklerden alınan kalsiyumun kemiği yenileme
kapasitesi kemiğin yıkım hızından daha yüksektir. 30'lu yaşlarda Tepe kemik
kütlesi adı verilen en yüksek kemik kütlesine ulaşılır. Bu dönem kemiğin en
güçlü olduğu dönemdir.
40 yaşları civarında kemik kütlesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Bu kayıp
menopozdan sonra kadınlarda östrojen hormonunun seviyesinin düşmesine bağlı
olarak hızlanmaktadır. Menopozdan sonraki ilk 5 yıl kemik kütlesinin en
hızlı kaybedildiği zaman dilimidir. Bu dönemde kadınlar her yıl kemik
kütlelerinin % 3'ünü kaybedebilirler. Hızlı kayıp döneminin sonlarında, 60
yaş civarında Osteoporozun ilk belirtileri; kamburlaşma, boy kısalması,
yaygın sırt ağrıları yada ufak bir zorlama sonucu oluşan kırıklar şeklinde
ortaya çıkabilir.
RİSK FAKTÖRLERİ
Genç bir erişkin iken ulaştığımız "Tepe kemik kütlesi" ve yaşlanmaya
başladığımızda oluşması beklenen "Kemik Kaybının Hızı" Osteoporoz gelişme
riskimizi belirler. Kimlerin bu hastalığa yakalanacağı önceden
öngörülememektedir. Ancak hastalığa yakalanma riski aşağıdaki durumlarda
artmaktadır:
 |
45 yaşın altında doğal yada cerrahi menopoz
|
 |
Kadın olmak
|
 |
İleri yaş
|
 |
Ufak, tefek, zayıf
yapıda ve beyaz tenli olmak
|
 |
Ailede Osteoporotik
kırık öyküsü (özellikle annede kalça kırığı)
|
 |
Daha
önce kırık geçirmiş olmak (ön kol kırığı gibi)
|
 |
İnflamatuar (iltihaplı) eklem hastalığı yada Astım varlığı
|
 |
Kemik yıkımını hızlandıran ilaçların kullanımı (Kortizon, guatr ilaçları,
sara ilaçları, heparin v.b.)
|
 |
Kalsiyumdan fakir
beslenme, yetersiz D vitamini
|
 |
Sigara içme, alkol
kullanımı, fazla kahve tüketimi
|
 |
Düzenli egzersiz
yapma alışkanlığının olmayışı
|
 |
Erkeklerde düşük
testosteron düzeyi
|
 |
Uzun süreli yatak istirahatı
|
 |
Bunama
|
Yukarıdaki faktörlerden 1 ya da 1'den fazlası sizde var ise Osteoporoz'a
yakalanma ve kırık riskiniz yüksektir.
Kadınların kemik kütlesi erkeklere oranla % 20 - 30 daha azdır. Bu nedenle
erkeklere nazaran Osteoporoza yakalanma riski kadınlarda daha fazladır.
Ancak ileri yaşlarda özellikle 70 yaşın üzerinde her iki cinste de kalça
kırığı riski artmış olarak karşımıza çıkmaktadır. Astım ve iltihaplı eklem
romatizmalarında kullanılan kortizon gibi ilaçlar, ilaç kullanımına bağlı
kemik kütlesini azaltan ilaçların en önemlileridir. Kemik kaybının miktarı
bu ilaçların dozuna ve kullanım sürelerine göre değişmektedir. 7,5 mgr'ın
üzerinde uzun süreli kullanım (3 aydan uzun süre) kırık riskini
artırmaktadır. Kortizon kemik yıkımını hızlandırır. Östrojen seviyelerini
düşürür, kalsiyumun barsaktan emilimini azaltarak osteoporoza neden olur.
Kortizon dışında Osteoporoz riskini arttıran ilaçları; Guatr hastalığı
tedavisinde kullanılan tiroksin, Sara hastalığında kullanılan
antiepileptikler ve kanın pıhtılaşmasını engellemek için kullanılan heparin
gibi ilaçlardır.
Bu ilaçları kullananlarda muntazam aralıklarla KMY (Kemik Mineral Yoğunluğu)
ölçümü yapılmalıdır.
OSTEOPOROZDAN KORUNMA
Osteoporozdan korunmanın başlıca yöntemi; Tepe kemik kütlesine erişinceye
kadar olan dönemde güçlü, sağlam kemik yapıyı oluşturmak ve sonraki yaşlarda
kaybı engellemektir.
Yeterli ve güçlü kemik kütlesine sahip olursak ileri yaşlardaki kaybımızı
daha az problem ile atlatabiliriz. Kemik kütlesi genetik faktörlere bağlı
olarak değişebilirse de yaşam biçimimizi akillıca düzenleyerek Osteoporozu
yavaşlatabilir ve hatta engelleyebiliriz.
Daha sonraki hayatınızdaki kaybı en aza indirebilmek için 35 yaşına kadar
mümkün olduğunca en yüksek kemik kütlesine sahip olabilecek önlemleri
almalısınız.
Aldığınız kalsiyum miktarını arttırın
Kalsiyum sadece kemik sağlığı için değil, diğer vücut fonksiyonları içinde
gerekli bir mineraldir. Vücudumuz kanda belirli bir miktar kalsiyum
bulundurmak zorundadır. Kaslarımızın kasılması, kalp ritmi ve normal kan
akışkanlığı için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Bunlar kalsiyumun kemik yoğunluğu
üzerindeki etkisinden daha öncelikli fonksiyonlarıdır. Bu fonksiyonları
yerine getirebilmek için yeterli kalsiyum almıyorsak vücudumuz depoları yani
kemikteki kalsiyumu kullanacaktır.
Ne
kadar kalsiyuma ihtiyacınız olduğu cinsiyetinize, yaşınıza ve Osteoporoz
riskinize bağlıdır. Kalsiyum ihtiyacı ergenlikte, hamilelikte, emzirme
döneminde ve menopozdan sonra artmakta günlük 1000 - 1500 mgr'a çıkmaktadır.
Bu gibi özel durumların dışında günlük gereksinim 800 mgr kadardır. Bir
bardak sütte yaklaşık 250 mgr kalsiyum bulunmaktadır. Ne yazıkki bir çok
kadın günlük 500 mgr'ın altında kalsiyum alma alışkanlığındadır.
D vitamini kalsiyumun barsaktan emilimine ve kemikler tarafından
depolanmasına yardımcı olan bir hormondur. Günlük ihtiyacımız olan miktar
400 - 800 İÜ'dir. Güneş ışığının etkisi ile ciltde, karaciğerde ve böbrekte
sentezlenerek aktif D vitamini haline dönüşür. Kış aylarında, güneş
ışığından yeterli yararlanamama durumlarında sentezi azalmaktadır. İleri
yaşlarda özellikle böbrekten yapımının azalması, yaşlanma sonucu
Osteoporozun artmasına yol açan önemli bir nedendir.
Kalsiyum kaynağı olan yiyecekler:
Süt ve süt ürünleri en önemli kalsiyum kaynaklarıdır. Süt, yoğurt ve peynir
en fazla kalsiyum içeren gıdalardır. Bir bardak süt günlük ihtiyacımızın
1/4'ünü sağlar. Yağ ve kaloriden kaçınmak için düşük yağ içeren süt ve süt
ürünleri kullanılabilir (kalsiyum içerikleri değişmez).
Kalsiyumdan zengin diğer gıdalar
 |
Yeşil sebzeler
|
 |
Kabuklu deniz hayvanları
|
 |
Sardalye balığı
|
 |
Soya fasulyesi
|
 |
Fındık , badem
|
 |
Pekmez
|
 |
Kalsiyum
ile zenginleştirilmiş meyve suları ,ekmekler v.s
|
Farmakolojik kalsiyum destekleri:
Kalsiyum içeren ilaçlar içerdikleri elemental (temel) kalsiyum miktarına
göre çeşitlenirler. Kalsiyum karbonat en yüksek elemental kalsiyumu sağlar.
Yemek esnasında alınması emilimlerini artırmaktadır. Kalsiyum sitrat ve
kalsiyum glukonat bileşikleri daha az elemental kalsiyum içerirler, ancak
vücudumuzun bunları emmesi daha kolaydır. Son yıllarda kalsiyum, magnezyum,
çinko ve boron gibi kemik için yararlı diğer minerallerle zenginleştirilmiş
kalsiyum bileşikleri üretilmektedir. Kalsiyum alınımı sırasında günde 6-8
bardak su içmeye özen gösterilmelidir. Hangi bileşiğin sizin için en iyi
olduğunu doktorunuza danışabilirsiniz.
Sigara içmekten kaçının
Sigara içenler içmeyenlere oranla daha fazla osteoporoz riskine maruz
kalmaktadırlar. Sigara birkaç yolla osteoporoza neden olmaktadır. Sigara
içenler menopoza daha erken girerler, östrojen düzeyi sigara içenlerde daha
düşüktür ve vücut kütle indeksi daha azdır.
Alkol kullanımından kaçının
Fazla miktarda (günlük 100 ml'den fazla) alkol tüketen kişilerde osteoporoza
yakalanma riski yüksektir. Alkol, kemik yıkımını hızlandırır, alkol kullanan
kişilerin kemik yoğunluğu daha düşüktür ve ayrıca alkol kullanımını düşme
riskini de arttırmaktadır.
Egzersiz yapın ve yaşam boyu aktif kalın
Sedanter yaşam ve uzun süreli yatak istirahati osteoporoz riskini arttırır.
Hareketli olma, kolay hareket edebilme yeteneğimizi arttırır, kas gücümüz
artar, dengemiz korunur, düşmeden korunuruz.
Egzersiz kalp ve damar sağlığımız için de gereklidir. Osteoporozdan hem
korunmada hem de tedavi amacı ile egzersizlerden yararlanılmalıdır.
Korunmada yürüyüş gibi hafif egzersizler etkili olabilir ise de tedavide
kullanılan egzersizler Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanları tarafından
reçete edilen özel tipte ağırlık taşıma egzersizleri gibi egzersizlerdir.
Fiziksel olarak aktif bir insan değilseniz ve aşağıdaki durumlardan herhangi
biri var ise egzersiz için doktora danışılmalıdır.
 |
40 yaşından sonra kırık ya da osteoporoz'un varlığı
|
 |
Kalp hastalığı, yüksek tansiyon, felç, yüksek kolesterol
|
 |
Egzersiz sonrası göğüs, boyun, omuzlar ve kolda ağrı ya da sıkışma hissi
oluşuyor ise
|
 |
Ufak bir güç sarfedildiğinde bile
nefes darlığı ve baş dönmesi oluşuyor ise
|
 |
Egzersiz programına başlamadan önce diabet gibi
özel tıbbi dikkat gerektiren bir hastalık mevcut ise.
|
Östrojen kullanımı
Menopozdan sonra kadınlar östrojen azalmasına bağlı olarak daha hızlı kemik
kaybına maruz kalırlar. Bu hormon adet kanamalarını kontrol etmesi yanı sıra
kemiklerin kalsiyumu depolamasına ve kemik kütlesinin korunmasına da
yardımcı olur. Ülkemizde ortalama menopoz yaşı 48 yaş civarıdır. Menopoza
giren bütün kadınlar doktorları ile östrojen tedavisi konusunda bilgi
almalıdırlar. Hızlı kaybın oluştuğu erken menopozal dönemde (ilk 5-10 yıl)
kullanılması önerilmektedir. Kırık riskini en aza indirmek için östrojen
kullanımında önerilen süre 10 yıldır. Kadın doğum uzmanları tarafından
önerilen östrojen, tablet ya da cilt peç'leri şeklinde kullanılmaktadır.
Östrojen kullanımı meme ve rahim kanseri riskini arttırmaktadır. Rahim
kanseri riski östrojen ile birlikte progesteron kullanılarak azaltılabilir.
Östrojen kullanımı ile adet kanamaları benzeri kanamalar oluşabilir.
Östrojene benzer etki gösteren yeni hormonlar daha az yan etki
göstermektedirler. Östrojen kullanıyor iseniz sık sık doktor kontrolüne
ihtiyacınız var demektir. Ailenizde meme kanseri, rahim kanseri ve kan
pıhtılaşma sorunu var ise doktorunuz östrojen kullanmanıza izin
vermeyebilir. Östrojen kullanmayan kişiler için kemik kütlesini koruyan ve
kırığı engelleyen diğer ilaçlardan yararlanılır.
OSTEOPOROZ TANISI NASIL KONULUR ?
Kemiğiniz kırılana, kamburlaşana ve boyunuz kısalana kadar osteoporoz
belirtilerini fark etmeyebilirsiniz. Aşikar yakınmalar oluşuncaya kadar
sessiz bir dönem geçirebilirsiniz. Doktorunuz osteoporoz olup olmadığınızı
yada olma riski taşıyıp taşımadığınıza karar verebilir. Osteoporoza neden
olabilecek diğer hastalıkların varlığı, (Tiroid hastalıkları, inflamatuar
eklem romatizmaları, astım, ilaç kullanımı v.b.) kırık öykünüzün bulunması,
beslenme durumunuz, genel sağlığınız, ailede özellikle annede kırık öyküsü
gibi bilgiler doktorunuza riski belirlemede yardımcı olacaktır. Doktor
fiziksel muayene, kan ve idrar tetkikleri ve radyografi ile tanıya ve
ayırıcı tanıya gidebilir.
Risk
mevcudiyetinde kemik mineral yoğunluğu ölçümü tanıyı kesinleştirir. Bu
testler kırık riskini belirlemede en güvenilir yöntemlerdir. Hastalığın
erken tespit edilmesine de yardımcıdır. Riski yüksek olan hastalarda yılda
bir kez, riski düşük olan hastalarda 2-5 yılda bir tekrarlanır. Tedaviye
yanıtı değerlendirmek içinde yılda bir kez tekrarlanabilir. 1 yıldan daha
kısa aralıklarla yapılmasının yararı yoktur.
Kemik ölçümleri hızlı, kolay yapılabilen testlerdir. Çok çeşitli yöntemler
var ise de en çok DEXA (Dual photon X-ray absorbsiometre) kullanılmaktadır.
DEXA ile kemiğin % 1-2'lik kaybı bile değerlendirilebilir. Osteoporoz
tanısında ve tedavinin takibinde hekim önerisi ile kullanılmalıdır.
Yenilerde daha ucuz ve basit olan ultrasonografi gibi kemik ölçüm metotları
da denenmektedir.
Düz kemik radyografisi kırıkların tespit edilmesinde yararlıdır. Ancak kemik
yoğunluğunun saptanmasında hassas değildirler. Direkt radyografi ile kemik
yoğunluğu azalması tespit edildiğinde kemiğin en az % 30'u kaybedilmiş
demektir.
Doktorunuz tanı için ve özellikle kemik kaybınızın hâlihazırda hızlı olup
olmadığını tesbit edebilmek için kan ve idrar testleri isteyebilir. Bunlar:
kan kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz, parathormon, D vitamini değerleri,
tiroid fonksiyon testleri, sedimantasyon, karaciğer ve böbrek fonksiyon
testleri gibi testlerdir.
Osteoporoz hareket sistemi hastalıkları dediğimiz kas iskelet sistemi
hastalıkları ile uğraşan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon hekimlerinin en
önemli uğraş alanı hâline gelmiştir. Osteoporozu olan hastalarda sıklıkla
karşılaşılan sırt ağrıları kişilerin yaşam kalitelerini etkilemekte ve bu
nedenle de boyun ve bel ağrılarının tanı ve tedavileri ile yoğun bir şekilde
ilgilenen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanlarına baş vurmaktadırlar.
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanları Osteoporoz'un tanısında,
tedavisinde (ilaç, korseleme, egzersiz) yol göstericiniz olacaktır.
Osteoporoz tanısı ve tedavisi için östrojen kullanıyor iseniz kadın doğum
hastalıkları uzmanı ile, Guatr gibi bir hastalığınız söz konusu ise
Endokrinoloji Uzmanı ile Osteoporoz riskinizi tartışabilirsiniz. Özellikle
kalça kırığının tedavisi ve cerrahi gerektiren omurga ve ön kol kırıklarında
ise Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanının yardımına başvurmalısınız.
OSTEOPOROZ TEDAVİSİ
Osteoporozu önlemek için alınan önlemler: Kalsiyum, düzenli egzersiz,
östrojen alınımı, sağlıklı bir yaşam biçimi sürdürülmesi, aynı zamanda
tedavi içinde yararlı önlemlerdir. Farklı tedavi seçenekleri
değerlendirilirken, risklerinizin tanımlanması ve bunların tedavileri
hakkında bilgilendirilmeniz yanı sıra, yaşınızın, aktivite durumunuzun,
diğer sağlık problemlerinizin ve kişisel tercihlerinizin hesaba katılması
gerekecektir.
HRT yada hormon replasman tedavisi en eski ve en çok önerilen tedavilerden
birisidir. Östrojen hormonu progesteron ile birlikte yada tek başına
önerilmektedir. Östrojen tedavisinin Osteoporoz da etkili olabilmesi için
menopozdan hemen sonra başlanması ve 5-10 yıl gibi uzun bir süre
kullanılması gerekmektedir.
Kalsitonin (Miacalcic, Tonocalcin vb.), enjeksiyon yada nazal spray şeklinde
önerilen Osteoporozu engellemenin yanısıra ağrıyı da kontrol eden bir
ilaçtır. En az 2 - 3 yıl süre ile kullanılmalıdır.
Bisfosfonatlar son yıllarda üretilen, ağızdan alınıma elverişli kemik
yoğunluğunu artıran ilaçlardır. Ülkemizde Etidronat (Didronat), Alendronat (Fosamax)
bulunmaktadır.
Kalsiyum diğer tedavilerin yanısıra verilen, hemen tüm menopoz sonrası
kadınlara önerilen bir ilaçtır. Son zamanlarda D vitamini ile birlikte
alınması önerilmektedir. D vitamini seviyesi yaşla birlikte azalır. Kalsiyum
ile D vitamini kombinasyonları, tek başına bile kemiğin % 30 - 35 oranında
kazancı sonucunu sağlayabilirler.
Osteoporozun teşhis ve tedavisinde sürekli yeni metotlar geliştirilmektedir.
Doktorunuz doğru tedaviyi bulmanız ve bu tedavinin risklerini, yan
etkilerini ve yararlarını anlamanız açısından en iyi rehberiniz olacaktır.
DÜŞMELERİN ENGELLENMESİ
Yaşlandıkça, düşüp bir yerinizi kırma riskini artıran bir takım
değişikliklerin oluştuğunu fark edebilirsiniz. Bunlar kas zayıflığı, görme
bozukluğu, hastalık yada ilaç alınımı nedeni ile oluşan baş dönmesinden
kaynaklanabilir. Osteoporoz sonucu incelen kemik çok hafif bir zorlama
sonucu bile kırılabilir. Bu nedenle düşme riskinin azaltılması ilaç ile
tedavi kadar önemlidir. Düşme riskinizi kas gücünü artıran egzersizler
yaparak, alçak ökçeli kaymayan tabanlı ayakkabılar giyerek azaltabilirsiniz.
Düzenli göz muayeneleri, gereksinim duyarsanız gözlük kullanımı görüşünüzü
iyileştirecektir. Doktorunuza baş dönmenizin nedenini sorun. Tansiyonunuzun
ve kan şekerinizin ani inip çıkmaları konusunda bilgilerinin ve
doktorunuzdan yardım isteyin. Aşağıdaki liste, evinizi daha güvenli kılmak
ve düşme riskinizi azaltmak için evde ne gibi önlemler almanız gerektiğini
göstermektedir.
Işıklandırma
 |
Merdiven, oda ve koridorlar iyi ışıklandırılmalı
|
 |
Gereken yerlere gece aydınlatma sağlanmalı
|
 |
Yatağınızın yanında fener bulundurabilir ve gece kalktığınızda
kullanabilirsiniz.
|
Zemin Döşeme
 |
Küçük, kayabilen halı, kilimlerden kaçının,
kullanıyorsanız kaymaması için gerekli önlemi alın
|
 |
Halı kenarlarını sabitleyin
|
 |
Kaymayan cilalar
kullanın
|
 |
Ayak altındaki elektrik kordonlarını
kaldırın
|
Merdivenler
 |
Merdivenin başına ve altına elektrik düğmeleri
koyun
|
 |
Kaymayan yüzeylerle kaplayın
|
 |
Tırabzan koydurun ve inerken çıkarken kullanın
|
Banyo
 |
Banyo küvetinin, tuvaletin, duşun yanına tutunmaya
yardımcı tutamaklar yerleştirin
|
 |
Kaymayı engelleyici
lastik yada yapışan zeminler koyun
|
Mutfak
 |
Alet edevatı kolay erişilebilecek yerlere koyun
(iskemleye tırmanmayı gerektirmeyen)
|
 |
Raflara
ulaşmak için sağlam bir basamak kullanın.
|
|
|