Üreme çağında olan bir kadında ortalama 28 günde bir tekrar eden sürece adet
döngüsü adı verilir.
Adet kanamasını tarif etmek için dilimizde halk arasında farklı ifadeler
kullanılmaktadır. Bunlar arasında en sık rastlanılanları "aybaşı olmak",
"adet olmak", "adet görmek", "regl olmak", "menstruasyon kanaması görmek" (menstruasyon
İngilizce'de adet kanamasının tam karşılığı olan menstruation kelimesinden
dilimize aktarılmıştır), "mens olmak", "kanama görmek", "peryod" ve
"hastalanmak" ifadeleridir. Daha ender rastlanan ve olayın tam karşılığı
olmaktan uzak olanlar ise "kirlenmek" ve "renkli olmak" şeklinde olanlardır.
Adet döngüsü veya siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet
tarihinin ilk gününe kadar geçen zamanı ve bu zaman içinde kadın vücudunda
gerçekleşen olayları ifade eder.
Bir adet döngüsü kadında genellikle 28 gün sürmekle birlikte 21 ile 35 gün
arası normalin alt ve üst sınırlarıdır. Adet kanaması ortalama 4 gün devam
eder ve 1 ile 7 gün arası normalin alt ve üst sınırları olarak kabul edilir.
Adet kanaması esnasında 20 ile 80 mililitre arasında miktarda kan
kaybedilir.
Adet döngüsü ergenlik döneminden, yumurtalıklarda olgunlaşabilecek yumurta
hücrelerinin tümüyle tükendiği menopoz dönemine kadar devam eder. Bu zaman
dilimi içerisinde gebelik döneminde ve emzirmenin devam ettiği sürenin büyük
kısmında geçici olarak duraklar.
Adet Kanamasının Ay İle İlgisi Var mı?
Kadınların bir kısmı adet kanamasını "aybaşı" olarak tarif ederler. Bu,
insanoğlunun ay ile kadının adet döngüsünü çok önceden beri
ilişkilendirdiğini gösteren önemli bir bulgudur. Aynı ilişkilendirme yabancı
dillerde de yaygındır.
"Menses" Latince'de "adet kanaması" anlamına gelmekle beraber yine bu dilde
aynı zamanda "ay" anlamına gelen "mensis" kelimesinin çoğuludur yani "aylar"
anlamına da gelmektedir. Bu kelime Latince'ye muhtemelen Yunanca'da "ay"
anlamına gelen "mene" kelimesinin aktarılmasıyla türetilmiştir.
Ay ile adet döngüsü ve kanaması arasındaki en önemli benzerlik dünyanın
uydusu olan Ay'ın da aynen adet döngüsü gibi kendine özgü bir döngüsü
olmasıdır. Bu döngünün başından sonuna doğru ay dünyamızda farklı şekillerde
görünür. Ay'ın bir döngüsü 29.5 gün sürer ve bu döngüde bir şaşma olmaz.
Bazı kültürlerde tüm kadınların aynı zamanda adet gördüklerine ve kadınların
hepsinin Ay ile birlikte çeşitli ruhsal ve bedensel evrelerden geçtiklerine
inanılmaktadır. Bilimsel olarak kanıtlanmamış, ancak Amerikan halkının
kullandığı bir yönteme göre adet düzensizliği olan kadınlar odalarında ay
ışığını temsil eden hafif bir ışığı açık bırakarak uyumakta ve iddialarına
göre adetleri düzene girmektedir. Yine eski bir Amerikan geleneğine göre
adet sorunları olan kadınlar ayla konuşmaktadırlar.
İlk "Adet Kanaması"
Çocukluk çağından ergenlik çağına geçiş döneminde, ortalama olarak 12.5
yaşında kız çocuğu ilk adet kanamasını görür. Bu "ilk kanama" henüz
yumurtlama süreci devreye girmediğinden, gerçek ve düzenli aralıklarla
oluşan bir adet kanaması olmaktan uzaktır. Kız çocuğunun hormon salgı
mekanizmaları ve genital organları olgunlaştığında yumurtlama süreci de
başlar ve oluşan adet kanamaları, adet döngüsünün bir parçası olarak düzenli
hale gelir.
Adet kanamasının işlevi nedir?
Adet döngüsü esnasında beyinde, yumurtalıklarda ve rahim iç tabakasında
farklı olaylar meydana gelir. Beyinden salgılanan hormonların
yumurtalıklardan birini uyarmasıyla başlayan süreç, uyarılan yumurtalıktan
döllenmeye hazır bir yumurta hücresinin serbestleşmesine neden olur, bu
esnada rahim iç tabakası da kendini muhtemel bir gebeliğe hazırlar. Döllenme
gerçekleşmediğinde serbestleşen yumurta hücresinin ömrü biter ve gebelik
için hazırlanmış rahim iç tabakasının adet kanamasıyla dışarı atılmasını
takiben yeni bir adet döngüsü başlar.
Adet kanamasının amacı her adet döngüsünde oluşabilecek muhtemel bir
gebeliğin yerleşebilmesi ve uygun şartlarda gelişebilmesi için rahim iç
tabakasının "tazelenmesi" olarak değerlendirilebilir.
Adet döngüsünde beyinde gerçekleşen olaylar

Adet kanamasının ilk günü yeni bir adet döngüsünün
başlangıcıdır. Bu aşamada beyin dokusunun derinlerinde yer alan hipotalamus
adlı bölgeden salgılanan GnRH adı verilen hormon, hipotalamusa yakın
yerleşimli hipofiz adı verilen salgı bezinden folikül uyarıcı hormon (FSH)
salgısını başlatır. FSH hormonu etkisiyle yumurtalıklardan birinde yeni bir
yumurta hücresi folikül adı verilen bir kesecik içinde olgunlaşmaya başlar.
Bu olgunlaşma süreci tamamlandığında, olgun folikül içinde üretilen yüksek
miktarlarda östrojen hormonu etkisiyle bir yandan rahim iç tabakası
gelişmeye başlar, öte yandan hipofiz bezinden LH adı verilen başka bir
hormon salgılanır. LH hormonu yumurta hücresini barındıran folikülü
"çatlatır" ve yumurta hücresini serbest bırakır. Yumurta hücresinin serbest
kalmasına yumurtlama (ovulasyon) adı verilir.
Yandaki şekli
ortadan ayıran kesikli çizgi yumurtlamanın oluştuğu anı, eğriler ise LH ve
FSH hormonlarının kan seviyesini göstermektedir. Hemen yumurtlama öncesinde
LH hormonunun ne kadar keskin bir yükselme gösterdiğine dikkat ediniz. Bu
ani yükselmeye LH piki (pik, İngilizce de doruk anlamına gelen peak
kelimesinden dilimize uyarlanmıştır) adı verilmektedir. LH pikinin
oluşamadığı durumlarda folikül olgunlaşsa dahi, yumurtlama gerçekleşemez.
Halk arasında "çatlatıcı iğne" olarak bilinen ilaçlar LH hormonu içerirler.
Yumurtlama olduktan sonra gebelik oluşursa salgılanan hormonlar beyindeki
hormonların işlevlerini durdururlar ve böylece gebelik döneminde ve
loğusalık döneminde yumurtlama ve adet kanaması geçici olarak durur.
Gebelik gerçekleşmediğinde belli bir süre sonra oluşan adet kanaması
sonrasında beyindeki hormonlar yeni bir adet döngüsünü başlatmak amacıyla
yeniden salgılanırlar.
Görüldüğü gibi yumurtlama ve adet kanaması temel olarak beyin tarafından
yönetilen işlevlerdir. Bu işlevin merkezi olan hipotalamus beyin dokusunun
duygulanımlarla ilgili olan bölümleriyle çok yakın komşuluktadır. Bu yakın
komşuluk nedeniyle ruhsal kaynaklı stres kadında yumurtlama işlevinin
olumsuz etkilenmesine ve bu da adet kanamasının zamansal özeliklerinin
değişmesine neden olabilir (adet kanamasının gecikmesi veya erken
gerçekleşmesi gibi).
Adet döngüsünde yumurtalıkta gerçekleşen olaylar
Her adet
döngüsünün başında yumurtalıklardan birinde yumurtalığın dış yüzeyine yakın
yerleşimli yumurtalık hücrelerinden biri beyinden salgılanan FSH hormonu
etkisiyle olgunlaşma sürecine girer. Olgunlaşan yumurta hücresi bu süreçte
içi berrak bir sıvı dolu olan ve folikül adı verilen bir kesecik içindedir.
Başlangıçta birkaç milimetre olan folikül, adet döngüsünün ortasına
yaklaşıldığında 16-20 milimetre çapına ulaşır.
Folikül içinde adet döngüsünün ilk günlerinden itibaren giderek artan
miktarlarda salgılanan östrojen hormonu folikül olgunlaştıkça ve büyüdükçe
daha da çok miktarlarda üretilir ve kana geçer. Kandaki östrojen en yüksek
seviyeye ulaştığında beyinde luteinize edici hormon (LH) salgısını uyarır.
LH salgısı 12 saat gibi kısa bir sürede hızla artar ve doruk noktasına
ulaşır. LH hormonu seviyesinin bu denli hızlı artmasıyla olgun folikül
yapısı en ince noktasından çatlar ve içindeki yumurta hücresini serbest
bırakır. 28 günlük adet döngüsü olan bir kadında yaklaşık 14. gün
gerçekleşen bu olaya yumurtlama adı verilir.
Serbestleşen
yumurta hücresi komşu Fallop tüpünün saçakları tarafından yakalanarak tüp
içine alınır.
Yandaki resimde bir Fallop tüpünün kesiti görülmektedir. Fallop tüpü
saçakların bulunduğu uçta karın boşluğuyla, diğer uçta rahim içi boşlukla
temas halindedir. Saçakların aktif hareketleri yumurta hücresinin karın
boşluğuna düşmesini engeller ve tüp içine giren yumurta hücresi, tüpün
içinde bulunan silya adlı tek yönde harekete izin veren özel "tüycükler"
yardımıyla Fallop tüpünün içinde rahim içi boşluğa doğru ilerler.
Folikül çatladıktan sonra "çatlama bölgesinde" Sarı Cisim (lat: Corpus
Luteum) adı verilen bir yapı oluşur ve bu yapı progesteron hormonu üretmeye
başlar.
Sarı Cisim gebelik oluştuğunda bebeğe hormon desteği vermek üzere yaklaşık
10. gebelik haftasına kadar progesteron hormonu salgılamaya devam eder. 10.
haftadan itibaren bebek kendi progesteron hormonunu kendisi üretebilecek
hale gelir ve görevi devralır.
Gebelik oluşmazsa Sarı Cismin işlevi 14 günde biter ve sarı cisim geriler.
Sarı Cismin hormon salgısının durmasıyla kanda progesteron hormonu seviyesi
kısa sürede düşer ve bu rahim iç tabakasının desteğini kaybederek
"yıkılmasına" neden olur. Bu "yıkılma" adet kanamasıyla birlikte olur ve
"yıkılan" doku kanamayla birlikte vücuttan atılır.
Adet kanamasıyla birlikte yeni bir adet döngüsü başlar.
Yumurtalık dokusunda adet döngüsünün ilk yarısında östrojen hormonu
hakimiyetinde gerçekleşen folikül olgunlaşması foliküler evre, ikinci
yarısında Sarı Cisim (Corpus Luteum) tarafından salgılanan progesteron
hormonu hakimiyetinde gerçekleşen evre luteal evre adını alır.
Rahim iç tabakasında gerçekleşen olaylar

Rahim iç tabakası adet döngüsünün ilk gününden itibaren salgılanan östrojen
hormonu etkisiyle kalınlaşır. Yumurtlama gerçekleştiğinde salgılanan
progesteron hormonu bir yandan östrojen hormonunun bu kalınlaştırıcı
etkisini frenler, öte yandan rahim iç tabakasını özel bazı maddeler
salgılamaya yönelterek döllenmesi muhtemel bir yumurta hücresinin yerleşmesi
ve gebeliğin başlaması için elverişli duruma getirir.
Rahim iç takasında adet döngüsünün ilk yarısında östrojen hormonu
hakimiyetinde gerçekleşen kalınlaşma proliferatif evre (proliferasyon=kalınlaşma),
ikinci yarısında progesteron hormonu hakimiyetinde gerçekleşen salgılama ise
sekresyon evresi (sekresyon= salgılama) adını alır.
Neden kanama olur?
Yumurtlama sonrası yumurtalıkta oluşan Sarı Cismin ömrü 14 gündür. Sarı
Cisim "yaşlandıkça" salgıladığı progesteron hormonu azalır. Kandaki
progesteron hormonu belli bir seviyenin altına indiğinde rahim iç tabakası
desteğini kaybederek "yıkılmaya" başlar. İşte bu "yıkılma" kanamayla
birlikte olduğundan adet kanaması adını alır.
Sarı Cismin ömrünün sabit olarak 14 gün olmasının özel bir anlamı vardır: 28
günde bir adet kanaması gören bir kadında yumurtlama 14. günde olmaktadır,
halbuki 30 günde bir adet kanaması gören bir kadında yumurtlama günü
30-14=16. gündür. Aksine 26 günde bir adet kanaması gören bir kadında ise
yumurtlama günü 26-14=12. gündür.

Üstteki resimde rahim iç tabakasında adet döngüsünün ilk
gününden itibaren başlayan kalınlaşma sürecini şematik olarak
göstermektedir.
Sağdaki şemada
ise adet döngüsünün günlerine göre vücutta oluşan hormon seviyeleri
görülmektedir. Östrojen hormonunun kanda artmasından hemen sonra LH
hormonunun da bariz bir şekilde arttığına dikkat ediniz.
Şemada ayrıca progesteron hormonu salgısının yumurtlamadan önce oldukça
düşük olduğu, yumurtlamadan sonra ise bariz bir şekilde arttığı
gözlenebilir.
Adet Döngüsü Uzunluğu
Adet döngüsünün süresi, yani adet kanamasının ilk gününden bir sonraki adet
kanamasının ilk gününe kadar geçen zaman ortalama 28 gündür. Kadınların
%15'i 28 günde bir adet kanaması görürlerken, %0.5'i 21 günden daha kısa,
%1'i 35 günden daha uzun bir zamanda kanama görürler.
Adet kanamasının ilk başladığı zamanı takip eden 5-7 yıllık süre içerisinde
adet döngüsü genellikle daha uzundur. Hormon salgılayan sistemler
olgunlaştığında üreme çağına özgü düzenli kanama paterni ortaya çıkar.
Kadın 40'lı
yaşlara geldiğinde hormon salgısındaki doğal değişiklikler döngünün yeniden
uzamasıyla sonuçlanır. 2-8 yıl devam eden bu süre sonunda menopoz ortaya
çıkar. Bu süre içerisinde adet döngüsünün uzamasını belirleyen temel olay
yumurta hücresinin olgunlaşmasına kadar geçen sürenin uzamasıdır. Şekilde
üst üste yer alan üç eğriden ortada olanı kadınların çoğunda görülen adet
döngüsü süresini gösterirken bu eğrinin üstünde ve altında yer alan eğriler
kadınların %5'inden daha azında görülen adet döngüsü süresinin kadının
yaşına göre dağılımını göstermektedir.